Gürültü, konforumuz açısından istenmeyen, rahatsız edici bir durumdur. Verdiği bu rahatsızlığın yanı sıra bireyler üzerinde, psikolojik, fizyolojik ve performans yönünden olumsuz etkiler de yaratır. Gürültü, davranış bozuklukları, çalışma verimindeki düşüş, duyma kayıpları, kulak çınlamaları ve bazı psikolojik hastalıkların nedeni olabilir
(Tablo 1). Üstelik gürültü sonucu oluşan işitme kayıplarının ilaçla veya cerrahi bir müdahale ile tedavisi bulunmuyor.
Araştırmalar, sürekli 55 dB mertebelerindeki gürültünün, sinirlilik, saldırganlık ve uyku düzensizlikleri yarattığını gösteriyor. Uzun süreler yüksek gürültü düzeyi ile karşı karşıya kalındığında beyin adrenalin salgılıyor, vücut “savaşma” konumuna geçiyor ve sonuçta psikolojik sorunlar ve hipertansiyon gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor.
Danimarka’nın Schiprol Havalimanı’nın kalkış ve iniş güzergâhlarında yapılan bir araştırma, 10
yıl içinde kalp rahatsızlıklarının iki katına çıktığını, uyku hapı kullanımının ise yüzde 20 ile yüzde
50 arasında arttığını göstermiştir.
II. Derecedeki Gürültüler
Fizyolojik gürültü
Kalp atışının değişimi
Solunumun hızlanması
Beyindeki basıncın azalması
90-120 dBA
III. Derecedeki Gürültüler
Fizyolojik gürültü
Baş ağrısı
120-140 dBA
IV. Derecedeki Gürültüler
Fizyolojik gürültü
Baş ağrısı
>140 dBA
V. Derecedeki Gürültüler
Kulak zarının patlaması
Tablo 1: Gürültülerin Sınıflandırılması
Nobel ödüllü ünlü Profesör Robert Koch: “Gün gelecek, insanlar, kolera, veba gibi hastalıklara karşı açtıkları savaşı, gürültüye de açacaktır” demiştir. İnsan sağlığı açısından yarattığı sakıncalar, günümüzde gürültünün mutlaka mücadele edilmesi gereken bir tehlike olduğunu gösterir. Bu mücadelede ses yalıtımının büyük önemi vardır.
Diğer Başlıklar -----------------------------------------------------------------